29 Haziran 2009 Pazartesi

pisimin hünerleri...


:)) yaa çiçeekkk ama olmaz ki . öle ev halleri evde kalmalı :) ..
mavi gözlüklerimle gelicim sana
bi ankara sabahı yürüyerek gelicim sana ..
zaten evin yakınmış :D
kulağımda tedii ...elimde örgüü :)
süngerden bir 70 lik ..
ve hayatın anlamını paketleticim hediye kıvamında :D:D:D:D:

28 Haziran 2009 Pazar

bana özel...

Bazen bakar gökyüzüne o, bulutları izler
Kuş olup uçmak, kanat çırpmak, o bulutları geçmek ister
Yemyeşil çimenlerde sırılsıklam koşmak ister
Bu gri şehrin tüm yollarını rengarenk boyamak ister.

Göremezler göremezler.. Kalbindeki elmasa erişemezler..
Çözemezler çözemezler..
Onun bir düşü var ki asla asla bilemezler..Onu nasıl sevemezler..?
Bilemezler.. Hiç hiç sevemezler..


Şimdi o, kanatlarını rüzgara açmış, dur diyemezler diyemezler..
Yıldızların arasında o kadar parlak ki onu seçemezler seçemezler..

Başka sularda o şimdi
Başka rüzgarlar arıyor,
Başka yollara yürüyor.
Başka... Başka...

26 Haziran 2009 Cuma

pisime...


Bir kahve kokusuyla gelir mutluluk... Kahve kokusu anlatılacakların, paylaşılacakların, çözümleneceklerin kokusudur. Yüzlerde bi gülümseme huzur gelir o kokuyla birlikte... Hele bir de pisi varsa yanında değmeyin keyfine:)

25 Haziran 2009 Perşembe

Anlaşılan anlayan...



Duygularıma dokundu...
En anlamsızlar bile anlamlandı...
Sözcüklerin karşılayamayacağı kadar güzel...
Anlaşılamayacak kadar huzurlu...
Ve bunların güzelliği kadar da uzak...
Yine de en hüzünlü anlarda gülümseme yüzümdeki...

24 Haziran 2009 Çarşamba

midilliye...

Eksiltilmiş hayatlarda inatla tamlaştırılmaya çalışılan herşey acıtır bitirir seni... Tamamlamaya çalışırken onları kendini eksiltirsin. Tam olan uzakta da olsa eksikleri seçmek neden? Mutluluğa giden yol tamı düşünmek tam la olmaya çalışmak. Hayatın senle oynamasına izin verme artık...
Herşey ortada ve bi okadar da açık. Karmaşıklaştırmaya çalışma artık bunu yapma kendine.
Yüzünü gülümseten ve hisseden varsa biyerlerde ne mutlu sana...

21 Haziran 2009 Pazar

pişmanlık...



Bugün kendime acıma cesaretini gösteremiyorsam eğer, ve gözyaşlarıma karşı hiçbir merhamet duymuyorsam; buna yegane sebep kulaklarımda uğuldamaktan bıkmayan vicdanımdır. Hani böyle kendi etrafinda dolanan ateşböcekleri arar ya bazen insan, çevresinde dönülsün kur yapılsın ister ya; benim ateşböceklerim kurutup sakladığım yalnızlığımdır. Hansel’le Gratel yaparken iyidir açgözlülüğü, doymazlıkları saflık diye nitelendirilir onların. Gel gör ki ben koştuğumda bir hayalin peşinden, ya da bir hayali koşturmak istediğimde peşimden; insanlık mahkemesinde bu hemen yargılanır, üstüme ‘arsız’ damgası basılır. Ne kadar kanasa da içim, yalnızlık göğsümün orta yerine ne kadar batsa da; layık göremem kendimi güzelliklere, payıma bu esaret içinde yaşamak kalır. Kim ne almış benden, kime neyi satmışım ne kadara; ne önemi var? Gün sonunda elde kalan sayılır, kar-zarar hesabı yalnız rakamlara göre yapılır. Üç lira ile beş iyiliği toplamaz hiçbir kader zebanisi. Dört işlemde neye karşılık geldiysen -ki fazla basamaklı olanı makbuldür malum- kıymetin odur artık senin. Kalan kıymet meseleleri, alınan iltifatlar, duyulan sözler; hepsi yalandır ve er geç geri alınacaktır. Ve evet sonrasında sen çırılçıplak kalacaksındır; ayaz yüzüne vururken koşar adımlar atacak, ağlayacaksındır. Büyümek buna denir, anlayacaksındır.

10 Haziran 2009 Çarşamba

özlemin içinde...


öyle bi an ki bu...
varlığın içinde yokluk gibi...
mutluluğun içinde mutsuzluk gibi...
sevginin içinde nefret gibi...
özlemin içinde unutmak gibi…

hayal...

Onun hayalleri vardı. Kurdukça ona güç veren yüzünü güldüren hayalleri. Şimdi hiçbirisi yok... Yok olanlarla birlikte gitti hayalleride... Sadece geriye kalan belki bigün tekrar gelirlermi sorusu. Cevabının hayır olduğunu bile bile sorduğu...Belki diye umutla sorduğu...Adı üstünde hayallerdi işte belki gerçek olur umuduyla kurulan. Hayalleri tükendi gitti yokolanlarla birlikte...

8 Haziran 2009 Pazartesi

hiç...

En büyük yetenekleri yalan söyleyebilmektir HİÇ olanların. Birgün bu yetenekleri yüzünden yapışır hiçlik üzerlerine. Tek amaçları yalanlarına inanmak inandırmaktır. Bir hiçken hayatlarınızda yer almaya çalışırlar aldıkları zamanda en büyük hiçliğiniz olurlar. Hayatınız boyunca onları anarsınız işte... Onlar gibi olmamak için yaşarsınız.

7 Haziran 2009 Pazar

giden mi kalan mı?...

Sonradan katılır hikayelere...
Yaşanmışlıkların üstüne gelir hep...
Herşey yerli yerindeyken başka bi parça olur bütünün içinde
Tam da alışmaya başlamışken yaşanmışlıklara yokolur birdenbire.
Nerde nasıl bilinmeden giden olur.
Belkide kaldığı yerden katılır hikayelerinize kim bilir?
Nedir ki adı?
Giden mi olmalıdır yoksa kalan mı?
Çok hızlı ilerliyoruz ve ruhlarımız hep gerilerde kalıyor...

4 Haziran 2009 Perşembe

bir sabahtı işte...


Bir sabah güneş yüzümü yakarken uyanıyorum. Gözlerimi açtığımda etrafta kimseleri göremiyorum. Olan biteni anlamak için bakınıyorum etrafıma. En sevdiğim sesin şarkı mırıldanışını duyuyorum. Keyifli keyifli sevdiğim şarkıları mırıldanıyor o ses. Sese doğru ilerliyorum...