25 Eylül 2010 Cumartesi

düş...

Birinin elleri bomboş
Birini hırpalamış yıllar
Birisi yaşamaktan yorgun
Bilmeden nedir eksik olan
Kimisi insanlara kırgın
Kimisi düş peşinde yaşar
Kimisi aş peşinde ölürken
Bilmeden nedir eksik olan
Kızım kızım elimden tut
Kadın kadın peşimden gel
Zaman olur ağlar insan boşver...
Yaşam bir düş
Kimisi sadece sevgi arar
Kimisi sadece bir beden
Kimisi kağıtlara tapar
Ama hepsi düş kurarken ağlar
Kızım kızım elimden tut
Kadın kadın peşimden gel
Zaman olur ağlar insan
Zaman olur sevmez insan boşver
Yaşam bir düş
Kim tutar ellerinden
Kim tutar incinirken
Masallar,rüyalar,olmaz zaman ver,aman ver,olmaz

1 Eylül 2010 Çarşamba

sessizliğn çanları...

Bir çığlığın sessizliğidir
derin suların dinginliği
ki çınlar yüreğin
kararan kayalarında

Derin suların dinginliği
çatlatır yüreğinde korkunun tohumunu
çünkü sessizlik en büyük ustadır
düşü gerçeğe dönüştürüverir apansız

Isırır bir hançerin yılan dili
gibi çatallaşan çeliği
Sonra yalnızca öyküler kalır
ve sen onu yaşarsın çaresiz

Dirhem dirhem tartılmaz ki dostluk
yaşanmaz ki vermesini bilmeden
damla damla biriken bir şeyler
boş bir tapınakta birden
çalar gibi olur çanlar

Ve yaşamın hesabını
veremezsin bir türlü kendine
Sonra boğuntular
sessiz haykırışlar
karanlık sokaklara çeker seni

Çanlar beyninde asılı duran
madeni bir gökkubbedir artık
kulaklarına balmumu da akıtsan
delecek beynini bu çığlığımsı sessizlik
ve bu katran gibi yalnızlık