27 Mart 2009 Cuma

kalanlar ve gidenler...

İnançsız ve kırık bir kalp nelere göğüs gerebilir? Geçmiş şimdiki zamana karışır... Cümleler inandırmaz, inanamaz kimseler. Söylenenlerin sonunda sadece suskunluk kalır sana. Bu sefer diyemezsin, sadece başın öne eğilir. Haklıdır herkes savunacak bişeyin yoktur da. Gerçekler harcanmıştır çünkü. İnanmalar tükenmiştir... Sen de inanamazken içinde geleceğe kimi inandırabilirsin ki? Geçmiş mi ayna tutmalıdır geleceğe yoksa gelecek yepyeni olanmıdır bilemezsin. Pişman olabilme ihtimali daha da acıtır içini. Ne mutlu olursun ne de mutsuz sadece susar başını eğersin öne...

21 Mart 2009 Cumartesi

...

Okadar alışmıssın ki başkalarıyla uğraşmaya
Kendinle uğraşamazsın artık
Bitmeyen sevgin varken
Kendine biraz olsun harcamadın yazık
Başkalarına akan gözyaşların
Hiç benim için akmadı
Mutluluklarını dağıttın
Bende kalmadı onlar
Ne geçti eline?
Hüzünlerini sakladın sana
Güldürdün de sen unuttun gülmeyi
Sevdin de
Ya kendini?
Kırmadın kimseyi
Kendini kırdın hep
Savaştan nefret ederdin
Kendinle savaştın
BEN!
Bencil olamadın hiç
Agladın ama
Kendini unuttun
Sana kim üzüldü?
Ne geçti eline?

22.09.02


Gerçek kaybedenlere...

Asıl aptallık aynı şeyi defalarca deneyip farklı bir sonuç almayı beklemekmiş... Daha büyük aptallık ise aptal olmadığını kanıtlamaya çalışmakmış! Aptallığın en üst seviyesi işte... Gerçek kaybedenler düzeltmeye çalışmayanlarmış kaçanlarmış... Kaçarak herşeyin güzel olacağını düşünüp gidenlermiş... Hem kaybettiğini bulamayacağını düşünüp sonra yine gitmeyi seçenlermiş. Yıllar geçse de seni bulurdum diyip de elinden kaçmasına izin verip hep o yılların geçmesini bekleyenlermiş. Ne istediğini bilmeyenlermiş.
İnadına ne istediğimi biliyorum ben. Benden hala aptallık yapmamı bekleselerde artık biliyorum ne istediğimi. Öğrendim birçok şeyi. Kırmanın ne kadar kolay ve basitce olabildiğini. İnadına kırmamayı seçiyorum!!!
Bıraktım ya şöyle olsaydı diye düşünüp senaryolar uydurmayı. Neden diye sormayı. Soruların cevapsız kalması aptalcaydı çünkü.
Ben gerçekten söylüyorum artık HERŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK! Aynı karede ikiye bölünmüş aynı hayatlar değiliz artık.

pisi patisi...


Geldin dee çok geç geldin be. Sevmezdim aslında pisileri. Pisi işte derdim gözümün önünde dursa bile görmezdim onları. Hoş pisilerde çok insan sevmezler belkide ondandır.
Şimdi seviyorum. Patilerini atsada üzerimee seviyorum.

eee nerde kalmıştık!

Yeni günlerin neler getireceği belli olmazmış. Öyle birşey ki bu yok dediğin bişeyin aslında nasılda biyerlerde bıraktığın gibi kaldığını görebiliyorsun. Ne kadar umutsuz yaşasan da biryerlerde seni bekleyen, seni dinleyen, seninle beraber ağlayan ve en en önemlisi seni anlayan birinin olması güzelmiş. Uzaklıklar... Korkar herkes uzaktakinden. İnadına korkmuyorum uzaklardan. Ya da birini tanımak. Nedir ki bu. Her gününü beraber geçirmek mi gerekir tanımak için. Hayatın bir kuralı mı var. Herkes ona göre mi yaşamalı?
HAYIR! Bir gün bile yeter bence. Sadece bir gün! Hikayelerin insanları bir araya getirdiğine inanırım ben. Benzer hikayelerin... Bir cümlesinden anlayabilirsen karşındakini bu yeter. Taktikler falan olmadan sadece neler hissettiğini anlayabilirsen yeter bu sana. Senin yaşadıklarınla onunki aynıysa onu tanıyorsun demektir. Çok fazla çabalamaya gerek yok bunun için. Sen ağlarken o da ağlıyorsa....
Elinde şarap kadehin ağlarken bi taraftan da gözünde umut varsaa bu yeter işte.
Eeee nerde kalmıştık diyebiliyorsan.... Yeter de artar bile.

20 Mart 2009 Cuma

bugüne...


Umutla yola çıkmalı derler. Ya da İYİ DÜŞÜN İYİ ŞEYLER OLSUN... Herneyse işte.
Kırmak, acıtmak kolay da düzeltmesi zor olur derler. Denir hep bişeyler de gelecek günler için onları alıp yola çıkarsın da çıkmasına ne umudun işe yarar ne de yanlışları düzeltebilirsin. Sen olur musun o mucize bana biraz yaşama sevinci verir misin? Dersin dee... Bazen çabalarının hiçbişeyi düzeltmeye yetmediğini görürsün. AŞK tek kişilikmiş...


oyun...


iliklerime kadar bu dünyaya ait olmadığımı hissediyorum. Sanki biri beni bir köşede bırakmış zalimce üstüme bütün pisliklerini sıçratıyor.Nereye gitmeliyim? Yanımda kim olmalı? Kim beni kurtarabilir hiç bir fikrim yok. Enerjimin hepsi tükenmiş durumda avazım çıktığınca bağırıyorum ama lanet olası sesimi kimse duymuyor hala oyunlar oynuyorum... Küçükken oynadığım bütün oyunlar en eğlencelileriydi arkadaşlarımla oynadığım ama simdi kimse benimle oynamıyor kendimle oyunlar oynuyorum. Oyunun kuralı asla düşmana sıkıntını belli etmemek ne kadar üstüne gelirse düşman o kadar güçlü durmak karşısında! Eğer oyunu iyi oynayamazsan düşmanlar seni ayaklarının altında ezmeye başlıyorlar. Anne diyerek kaçamıyorsun oyunda seni kurtarsın diye. Ya da annen çağırmıyor eve gel diye... Ne yaparsan yap oyunda kalıyorsun ölene kadar eğer oyundan kurtulmak için ölmek istersen kaybediyorsun! Ölünce de yine ne annen ne baban ne de kardeşlerin seni bulabiliyor orda da oyun devam ediyor daha acımasızca... Sana kalmış hangi oyuna devam edeceğin bir yerden sonra bu oyun ya da diğer oyun!


KESKE COCUK KALSAYDIM ELMA SEKERİM ALINDIGINDA AGLADIGIM KADAR MASUMCA OLSAYDI AGLAYISLARIM...