Küçük kıza sorarlar hangi çiçek olmak isterdin? Papatya mı karanfil mi? Hayır ben kaktüs olmak isterim der kız. Neden diye sorarlar?
Çünkü onun diğerleri gibi güzel kokusu, canlı yaprakları ve rengi yoktur der. Korkarlar ona dokunmaktan can acıtır. Ama o diğerleri gibi solamaz. Her türlü zorluğa karşı korumasını içinde biriktirir.
İşte ben bunun için bir kaktüs olmak isterdim der.
Kırılgan değil güçlü olmak için...
Diğerlerinin olmadığı yerlerde olabilmek için.
Sadece tek birşey için üzülür dikenlerini başkalarına değil de kendine batıramadığı için...
Ama yine de isterdim der...
28 Nisan 2009 Salı
bir sevgi iletisi...
Kadın sevdiği adama sorar: ' Neden Ağlıyorsun? '
Adam cevap verir: ' Seni sevemediğim için.'
İşte bu yüzden bir kez daha iyi ki varsın diyorum sana.
Senin de beni sevmeni elbette çok isterim.
Belki de inanmayacaksın ama, olmasa da olur
Çünkü yıllarca sevgimin öyle çok düşmanı, öyle çok muhafızı vardı ki, ben seninle onları aştım,
inan varolman bile yeterli ve seni seviyor olmak bile büyük bir nimet benim için.
Ve şunu bil ki bu sevgime asla çoklarının yaptığı gibi yeteneksizliklerimi, kusurlarımı, yalnızlık korkumu, başarısızlıklarımı yüklemiyorum.
Eğer öyle olsaydı, yitirmekten ölesiye korkar, seni kör bir TUTKUYLA sahiplenirdim.
Oysa seni bir dine bağlanır gibi değil, kendi özgürlüğümü sever gibi seviyorum.
ıssızlaşmalara...
Bilmem ki kaçıncı yanılgınız kaçıncı yalnızlığınız... Busefer hangi kimlikte yanıldınız kendinize ne kadar uzaktasınız. Ne kadar özlediniz özünüzü. Oyunsuz ve net oluşunuzu... Ne kadar özlediniz kendinizi bilmem ki... Nerelerde arıyorsunuz kimliklerinizi... Sesiniz ne kadar derinlerde bilmem ki... Ne kadar yoruldunuz nerde huzurunuz...
Giderek mi, susarak mı, kaçarak mı bulursunuz kendinizi. Yoksa gücünüz zerre kadar bile mi kalmadı. Yaşarsınız böyle devam eder hayat da işte sadece yaşarsınız korkarak, susarak... Siz bile unuttunuz nerde unuttuğunuzu kendinizi...
Giderek mi, susarak mı, kaçarak mı bulursunuz kendinizi. Yoksa gücünüz zerre kadar bile mi kalmadı. Yaşarsınız böyle devam eder hayat da işte sadece yaşarsınız korkarak, susarak... Siz bile unuttunuz nerde unuttuğunuzu kendinizi...
27 Nisan 2009 Pazartesi
belki yine gelirim...
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa,
Yine de yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerde kaldılar özledim gülüşlerini onların
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa,
Yine de yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerde kaldılar özledim gülüşlerini onların
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün
sana...
Ayrılabilir mi bütünün parçaları? Farklı yerlerde farklı zamanlarda yaşayabilirler mi? Hayat zamanla daha da karmaşıklaşırken soruların cevabını getirir mi zaman? Şimdi en ayrı karelerdeyken sen ve ben kim mutlu, kim umutlu, kim yarından bişeyler bekliyor? Başka bir sen ve başka bir ben sunar mı hayat bize? Başka bedenlerde bulabilirmiyiz birbirimizi? Zaman keşkeler mi getirir insana hep?
25 Nisan 2009 Cumartesi
görmeli...
Bir büyük resim oluşturdum ben doldurdum seninle...
En sevdiğin renklerin olduğu bir resim..
Gözünün önünde dururken sadece bakmakla yetindin göremedin...
Uzunca baktın ama...
Birşeyin anlam kazanması için zaman geçip eskimeli mi?
Hep mi böyle olmalı?
Neden hayallerin zaman geçince gerçekleşir de
Yaşadığında tadı kaçmış olur hep?
Nedenn kii nedenn???
En sevdiğin renklerin olduğu bir resim..
Gözünün önünde dururken sadece bakmakla yetindin göremedin...
Uzunca baktın ama...
Birşeyin anlam kazanması için zaman geçip eskimeli mi?
Hep mi böyle olmalı?
Neden hayallerin zaman geçince gerçekleşir de
Yaşadığında tadı kaçmış olur hep?
Nedenn kii nedenn???
24 Nisan 2009 Cuma
çabalamalar...
Anlamaya çalışmayın beni anlıyorum da demeyin... Hiçbirzaman anlayamayacaksınız. Ben size oyunlar oynayacağım hiç bilemeyeceksiniz gerçekleri. Öğrenemeyeceksiniz... Gerçekleri öğrenirseniz eğer bi gün işte ozaman kocaman bi yokluk olacak içinizde... Gidin sadece gidin bilmeyin beni görmeyin yok olun sadece...
23 Nisan 2009 Perşembe
mucizelere inanmalı...
Uzunca bir süre simsiyah bir kağıda bakar gibi baktı hayatına.
Açık ya da koyu değildi tek renk...
Simsiyahtı o kağıt...
Ya da yırtılmış, yıpranmış...
Hiçbirşey değil sadece siyahtı işte...
Tam da elindeki kağıdı buruşturup atacak gibiyken
Minicik bir beyazlık gördü ...
Siyah bir renk değildi ki
Renksizlikti sadece...
Küçük beyaz noktada tüm renklerdi...
Küçücük de olsa herşey ordaydı
Hala ordalardı
Yok olmamışlar
Mucizelere inanmalı...
Açık ya da koyu değildi tek renk...
Simsiyahtı o kağıt...
Ya da yırtılmış, yıpranmış...
Hiçbirşey değil sadece siyahtı işte...
Tam da elindeki kağıdı buruşturup atacak gibiyken
Minicik bir beyazlık gördü ...
Siyah bir renk değildi ki
Renksizlikti sadece...
Küçük beyaz noktada tüm renklerdi...
Küçücük de olsa herşey ordaydı
Hala ordalardı
Yok olmamışlar
Mucizelere inanmalı...
22 Nisan 2009 Çarşamba
yaşayalım ki...
.jpg)
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı "herşeyde".
CAN YUCEL"
20 Nisan 2009 Pazartesi
olan oldu aslında...
Olan oldu aslında... Senaryolar, beklenenler, umut edilenler yok oldu... Kalakaldı herşey o anda... Tüm zamanların bitti...Bitmeyecek bir suskunluk çöktü herşeye. Kalakaldım elimde umudum ve dilimde kelimelerimle. Hayal kahramanım meğer sadece benimmişsin sen, benim olmadığına üzüldüğüm kahraman; sadece benimmişsin... Benmişsin sen... Benim umudum, benim mutluluğum, benim pişmanlığım sadece... Sana ait olan tek şey bedeninmiş o bedene bir ruh koymuşum bana ait olan. Ne desem anlarsın beni bilirsin demişim hep, evet demişim de senin sadece benden ibaret olduğunu unutmuşum ben...
18 Nisan 2009 Cumartesi
mutluluğa...
Hep isteriz mutlu olmayı... Oluruz da... Ama inatla mutluluğun da birgün biteceğini düşünerek görmezden geliriz onu. Bitecek, gidecek, yitecek deriz. Bunlarla boğuşurken geçer ve gider o da, kendini görememenin verdiği hüzünle. Zaman geçer farkederiz. Gitmiş... Zaten bitecekti diye de öfkeleniriz işte yine ben haklı çıktım deriz. Farkederiz amacımız sadece haklı çıkabilmektir. Herşeyi biliriz ya ben demiştim demek mi mutlu eder bizi?. Mutluluk ya da mutsuzluk değildir bizim derdimiz sadece haklı olduğumuzu ispatlamaktır. Ne geçerki elimize? Sadece hikayelerin başlangıcı ve sonudur bizi ilgilendiren. Hiçbirşey bitmez aslında sadece şekli değişir...
16 Nisan 2009 Perşembe
alıntı...
Hayat kısa
Kuralları Yık
hemen affet
tutkuyla öp, dürüst sev
içten gül
Ve gülümsemeyi asla bırakma…
hayatın ne kadar tuhaf olduğu önemli değil
hayat her zaman katılmayı beklediğimiz bir parti değil
Ama burada bulunduğumuz sürece gülümsemeli ve,
şükretmeliyiz…
Hayat hep kendini tekrarlayan yapayalnız bir hıçkırıktır
herkesin yüreği kendine yanılsama ve filler mezarlığıdır
söz çoğu zaman çentik atar kanatır yürekleri
ve zamanla yüzler sözlerin mezar taşları olur
işte bu, çokça ölümdür ama ölümlerden hayat bulmak gerektir
gerçek olan dolanan dildir, sarhoşluk değil
bazen de gerçek olan sarhoşluktur, dolanan dil değil
günler çok uzadı ömürlerse çok kısa
öpüşerek buluşmalar, öpüşerek ayrılmalar nedense çok sıkıcı
artık insanlar kendilerini kanatarak arasın ve bulsun
çünkü artık eller, yüzler, gözler, yürekler gibi mevsimler de bitiyor
çünkü artık parça parça ve yavaş yavaş insan bitiyor
insan o gizli ve kirli yanlarını ortaya çıkartsın ve kanatsın artık
kanayan yüzlerde yanılsama değil, gerçek insan vardır çünkü
oysa üstümüze yapışan hiçbir şey kendimizin değil
aslında hiçbir insan kendisi değil, hiçkimse gerçek insan değil
artık insanlar birbirlerinin gözlerinin içine ne kadar baksalar da
gerçeği ve içtenliği göremezler
ama yine de herkes duymak istediği şarkıyı dinler kendini aldatarak
çünkü her sahte buluş gerçek bir yitiriştir, zamanla anlaşılır
Sahte bir hayatın ikiyüzlü dünyasında sefa yaşayanlar her gece veremdir aslında
alkolle büyütülen yalan ve yanlışları, en büyük mutsuzluklarıdır aslında
her gece yaşanan yavşaklık, ertesi güne aktarılan büyük doyumsuzluklarıdır aslında
ne yazık ki herkes herkese küllerini bağışlayabiliyor artık
herkes herkese iğreti bir emanet artık
herkes herkese yakınlaştıkça uzaklaşıyor artık
kimse kimseyi aradığı yerde bulamaz artık
herkes birşeylerini birilerinde unutur ya da yitirir artık
herkes birilerine sarılırken korkuyor artık
her söz inceliksizlik, her dokunuş içtensizliktir artık
herkesin çığlığı korkunç bir yalnızlık artık
kimsenin sesi kimsenin sesine değmiyor artık
bu yüzden oturup alkol akşamlarında gizli gizli ağlıyorlar
herkesin her konuda bilge olduğu bir zamanda hiçkimse mutlu değildir aslında
soytarı bilgelik hiçbir zaman mutluluk getirmez çünkü
artık herkes gizlice bir iç kanama yaşar usulca
gözler artık sadece göz, diller sadece dil, eller sadece eldir artık
her şey sentetik, her şey plastik, her şey metaliktir artık
işte bu yüzden mutsuz ve yalnızdır insan
işte bu yüzden bitmiştir... bitmiştir insan.-
- Karanlığın en koyu olduğu an,
Aydınlığın en yakın olduğu zamandır.
Sevgiyle Kalın...
Kuralları Yık
hemen affet
tutkuyla öp, dürüst sev
içten gül
Ve gülümsemeyi asla bırakma…
hayatın ne kadar tuhaf olduğu önemli değil
hayat her zaman katılmayı beklediğimiz bir parti değil
Ama burada bulunduğumuz sürece gülümsemeli ve,
şükretmeliyiz…
Hayat hep kendini tekrarlayan yapayalnız bir hıçkırıktır
herkesin yüreği kendine yanılsama ve filler mezarlığıdır
söz çoğu zaman çentik atar kanatır yürekleri
ve zamanla yüzler sözlerin mezar taşları olur
işte bu, çokça ölümdür ama ölümlerden hayat bulmak gerektir
gerçek olan dolanan dildir, sarhoşluk değil
bazen de gerçek olan sarhoşluktur, dolanan dil değil
günler çok uzadı ömürlerse çok kısa
öpüşerek buluşmalar, öpüşerek ayrılmalar nedense çok sıkıcı
artık insanlar kendilerini kanatarak arasın ve bulsun
çünkü artık eller, yüzler, gözler, yürekler gibi mevsimler de bitiyor
çünkü artık parça parça ve yavaş yavaş insan bitiyor
insan o gizli ve kirli yanlarını ortaya çıkartsın ve kanatsın artık
kanayan yüzlerde yanılsama değil, gerçek insan vardır çünkü
oysa üstümüze yapışan hiçbir şey kendimizin değil
aslında hiçbir insan kendisi değil, hiçkimse gerçek insan değil
artık insanlar birbirlerinin gözlerinin içine ne kadar baksalar da
gerçeği ve içtenliği göremezler
ama yine de herkes duymak istediği şarkıyı dinler kendini aldatarak
çünkü her sahte buluş gerçek bir yitiriştir, zamanla anlaşılır
Sahte bir hayatın ikiyüzlü dünyasında sefa yaşayanlar her gece veremdir aslında
alkolle büyütülen yalan ve yanlışları, en büyük mutsuzluklarıdır aslında
her gece yaşanan yavşaklık, ertesi güne aktarılan büyük doyumsuzluklarıdır aslında
ne yazık ki herkes herkese küllerini bağışlayabiliyor artık
herkes herkese iğreti bir emanet artık
herkes herkese yakınlaştıkça uzaklaşıyor artık
kimse kimseyi aradığı yerde bulamaz artık
herkes birşeylerini birilerinde unutur ya da yitirir artık
herkes birilerine sarılırken korkuyor artık
her söz inceliksizlik, her dokunuş içtensizliktir artık
herkesin çığlığı korkunç bir yalnızlık artık
kimsenin sesi kimsenin sesine değmiyor artık
bu yüzden oturup alkol akşamlarında gizli gizli ağlıyorlar
herkesin her konuda bilge olduğu bir zamanda hiçkimse mutlu değildir aslında
soytarı bilgelik hiçbir zaman mutluluk getirmez çünkü
artık herkes gizlice bir iç kanama yaşar usulca
gözler artık sadece göz, diller sadece dil, eller sadece eldir artık
her şey sentetik, her şey plastik, her şey metaliktir artık
işte bu yüzden mutsuz ve yalnızdır insan
işte bu yüzden bitmiştir... bitmiştir insan.-
- Karanlığın en koyu olduğu an,
Aydınlığın en yakın olduğu zamandır.
Sevgiyle Kalın...
12 Nisan 2009 Pazar
koşulsuz olan...

Beni bekler nasılsa giderim...
(Bekleyecek olan beklenmedik bi şekilde yok olur.)
Keşke, nelere geç kalmışım...
Son isteği...
Kelimelerin anlamsızlaştığı...
Kaybetmek...
Gittiğinde onun olmadığı artık olamayacağı gerçeği.
Tamamen kaybetmek...
Hep özlemek... Acıyla...
Cennetten gülümse bana...
Seni çok özlüyorum.
Keşke... Keşke...
yok olsada var olana...
Bütün dünya elele vermiş seni hatırlatıyor. Yüzümdeki gülümseme silinmesin istiyor. Adının altını çiziyor herşey. Ayrı bi köşede dur istiyor. Var mı bunun bir sebebi? Yok ki senin bir yedeğin...
11 Nisan 2009 Cumartesi
olasılıklar...
Bir gün sen ben oluyorsun bir gün de ben sen oluyorum. Nedenleri cevaplıyorum ben, sen de beni dinliyorsun. Sadece dinliyorsun...
Karşıma geçip hayat olasılıklarla yürümez diyorsun. Bir gün öğrenirsin diyorsun susarak bekliyorsun.
Sadece öğren diyorsun.
Öğreniyorum...
Hiçbirşeyin hesaplarla olamayacağını öğreniyorum.
Keşke demeyi öğreniyorum.
Hiçbirşeyin göründüğü gibi olmadığını öğreniyorum.
Meğer ne çok şey varmış demeyi öğreniyorum.
Herşey düzeltilemezmiş öğreniyorum.
Ellerimden kayıp gidenleri görüyorum.
Sen...
Beklediklerinin gerçekleşmesi şerefine bir oh çekiyorsun
işte oldu diyorsun
Yine susup
O çıldırtan suskunluğunla
Gülümsüyorsun
Gidiyorsun
Çekiliyorsun köşene
Bütün cümlelerinle birlikte
Gidiyorsun
Ne halde olduğunu bilmeden...
Karşıma geçip hayat olasılıklarla yürümez diyorsun. Bir gün öğrenirsin diyorsun susarak bekliyorsun.
Sadece öğren diyorsun.
Öğreniyorum...
Hiçbirşeyin hesaplarla olamayacağını öğreniyorum.
Keşke demeyi öğreniyorum.
Hiçbirşeyin göründüğü gibi olmadığını öğreniyorum.
Meğer ne çok şey varmış demeyi öğreniyorum.
Herşey düzeltilemezmiş öğreniyorum.
Ellerimden kayıp gidenleri görüyorum.
Sen...
Beklediklerinin gerçekleşmesi şerefine bir oh çekiyorsun
işte oldu diyorsun
Yine susup
O çıldırtan suskunluğunla
Gülümsüyorsun
Gidiyorsun
Çekiliyorsun köşene
Bütün cümlelerinle birlikte
Gidiyorsun
Ne halde olduğunu bilmeden...
7 Nisan 2009 Salı
bundandır suskunlugum...
Hayat aksın gitsin ben durmak istiyorum artık. Öylece kalmak biyerlerde. Kim kalsın ki benle kimse kalmamalı... Akmalı sadece zaman. Neler getirmeli bana? Sadece durup susmak isterim ben. Kimsenin bilmediği anlayamadığı ve hiç anlasılmayacak cümlelerim içimde, sadece kendime söylediğim... Baska bir dil kimsenin bilmediği... Söylenenler paylaşılanlar çok dışımda. Kalakalmış bir ben sadece. Uyumak uzunca bir süre ve cümlelerimi içime bağırmak sevincimi, nefretimi, üzüntümü, umudumu, hayallerimi hepsini kendime bağırmak istiyorum kimsenin duyamadığı sağır edecek bir sesle... işte bundandır benim suskunluğum!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)