29 Temmuz 2010 Perşembe
25 Temmuz 2010 Pazar
?...
Meğer ne çok şey varmış görmeni, bilmeni istediğim... Belkide bilip de bilmezden geldiğin... Hayallerimin üstüne aslında hiç de sevmediğim örtüler örterken ben belkide hiç açmayacağımı bilerek bir umut ışığını arıyorum sende. Tekrar tekrar yaşadığım geçmişin her karesi geleceğime yön verirmi diye düşünürken, aslında hiç bir şey düşünmezmiş görünümümle sessizleşirken kendimle, belkide artık şu anki beni birdaha göremeyeceğimin endişesiyleyim ne zamandır. Belki sen olsan getirsen kendime beni benim hala umudum var derken bile umutsuzca olabilirim... Ama denemekten ne çıkar ki diye de düşünmeden edemiyor insan. Bütün bunlar olurken sen beni bıraktığın yerde bulabileceğinin güveniyle bitirirken günlerini ben dündeki beni bile mumla arıyorum. Hayallerimden arınıyorum... Mutluluk gelir mi? Hayalsiz?
17 Temmuz 2010 Cumartesi
bir gün...
''Harcayabildiğimiz kadar çok para harcıyor ve insanlardan alabildiğimiz kadar az şey alıyorduk. Her zaman az ya da çok mutsuzduk ve akranlarımızın çoğu da aynı durumdaydı. Aramızda, her zaman çok eğlendiğimize dair bir kurmaca vardı ve bir de hiçbir zaman eğlenmediğimiz gerçeğinin iskeleti. Bildiğim kadarıyla bu, yaşıtlarımız arasında yaygın bir durumdu.''
kayıp sembol...
''Karanlığın en yoğun olduğu an, daima şafaktan hemen öncesidir.''
''Karanlık, kayıtsızlıkla beslenir... ve en güçlü panzehiri inançtır.''
''Küçük zihinler daima anlayamadıklarına saldırmışlardır.''
''Karanlık, kayıtsızlıkla beslenir... ve en güçlü panzehiri inançtır.''
''Küçük zihinler daima anlayamadıklarına saldırmışlardır.''
12 Temmuz 2010 Pazartesi
aslolan sen...
O kadar çok severdi ki kendini kandırmayı. Yıllarca kendi yalanlarına inanarak yaşadı. Unuttu bir süre sonra kendi de hikayesinin gerçeğini... İstediği gibi olmasına inandı sadece. Sana kalan ya o hikayelere onunla birlikte inanmaktı ya da gerçekleri göstermek. Gösterdin gerçeklerini bir gün ''neden'' demesin diye sana... Yine inanmadı... Ben olsam yapardım diyemediği onun olamadığı kadar cesurca davrandın... Gitti... Hikayelerine inanarak yaşamayı seçti. Sen hikayeleriyle de gerçekleriyle de severdin ki onu... Onun olan, onla olan herşeyi sevdin. Gerçekleriyle sevmediğini getirdi hep aklına. Hayallerinden seni uyandırsa gitmezdin oysa ki sen. Sarılırdın ona seni uyandırdığı için...
Kimi hangi gözle görmek istersen o..Ne eksiği ne fazlası.
''Birine göre dünyanın en iyisi, birine göre de en kötüsü olan sensin''
Aslolan seni görebilen kim ise işte o sana gelsin...
Kimi hangi gözle görmek istersen o..Ne eksiği ne fazlası.
''Birine göre dünyanın en iyisi, birine göre de en kötüsü olan sensin''
Aslolan seni görebilen kim ise işte o sana gelsin...
8 Temmuz 2010 Perşembe
tam zamanında...
Yemek de boş, içmek de,
Hatta yeri gelmeden sevişmek de.
Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.
Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.
Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.
Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa
Annenin babanın evini,
Tam zamanında başka bir şehre gidip
Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.
Tam zamanında dönmelisin memleketine.
Tam zamanında için titremeli,
Tam zamanında aşık olmalı
Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.
Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.
Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım,
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI.....
Hatta yeri gelmeden sevişmek de.
Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.
Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.
Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.
Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa
Annenin babanın evini,
Tam zamanında başka bir şehre gidip
Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.
Tam zamanında dönmelisin memleketine.
Tam zamanında için titremeli,
Tam zamanında aşık olmalı
Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.
Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.
Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım,
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI.....
6 Temmuz 2010 Salı
bir zamanlar...
Hani kramp girdiğinde iğne batırılır ya geçsin diye... Kendime iğneler batırıyorum tekrar gidersen ne halde olacağımı düşünerek... Krampların acısı geçiyor belki ama iğnelerimin acısı kalıyor bedenimde...
5 Temmuz 2010 Pazartesi
huzurlu huzursuzluk...

Sanki başka birinin hayatını yaşamaya mahkum edilmiş... İnatla büyümek istemeyen bir çocuk. Sessiz... Başlarsa konuşmaya hiç susmayacağından korkar bir tavırla hem istekli hem de cesaretsiz. Bir an herşeyi anlatıp çekip gitmek isterken onu nelerin beklediğinden emin, huzurlu bir suskunluk içinde... Cümlelerini kelimelere, kelimelerini harflere ayırıp, olmuşlara tepkisiz, olacaklara meraksız... Gitmesi gerekende kararsız... Ne mutlu ne mutsuz... Uyuşmuş... Yaşarmış gibi...
'Oldukça yalnız'...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
